Sorumluluk Almak Özgürleştirir


Zihninizde şu soru var mı? Yaşantım tümüyle kendi seçimlerimden mi ibaret, yoksa kaderimin beni sürüklediği yere mi gitmekteyim? Cevabınız ne olursa olsun aslında tek bir gerçek var; yaşantım, fark ettiğim ve sorumluluğunu aldığım sürece sadece kendi seçimlerimden ibarettir. Fark etmemiz gereken şey, dışımızdaki dünyanın bir ayna olduğu bilincidir. Yani biz bu aynaya ne yansıtırsak onu görmekte ve almaktayız. Örneğin, başkalarına öfkelenmekte ve bazen de bunu dışa vurmaktayız. Bu öfkenin altında yatan; kendimize duyduğumuz öfkedir, soruna çözüm üretemeyişin verdiği acze karş,ı kendimize duyduğumuz öfke. Eğer, bu sorunu önceden sezebilseydik, daha doğrusu sezmek isteseydik, sezmek için çaba harcasaydık mutlaka başka seçeneklerimiz de olacaktı. Ağustos böceği ile karıncanın hikâyesini bilirsiniz. Bir de iki ağustos böceğinin hikâyesini dinleyin bakalım. İki ağustos böceği konuşmaktadırlar. Bir tanesi; “Bu yaz mevsimini çok seviyorum, hava sıcak, yemek bulmak kolay, eğlence bol, şarkı söyleyemeye bayılıyorum” der. Yalnız bunu söylerken öylesine gürültü çıkarmaktadır ki, diğeri onu duymamaktadır bile. Diğeri de ona bir şeyler söylemektedir; “Bu yaz mevsimi geçecek, bu eğlence bitecek, sığınacak yere ve yiyeceğe ihtiyacımız olacak, benim tanıdığım karınca diye biri var, o ve arkadaşları her gün düzenli olarak çalışıyor ve hazırlık yapıyorlar, biz de yapsak mı acaba? Ancak o da o kadar gürültü yapmaktadır ki, diğeri de onun ne söylediğini duymamaktadır. Bir türlü biri susup, diğerinin ne dediğini dinlemeye çalışmamaktadır. Aslında ikisi de haklı… Birisi anı fark etmeyi başarıyor, yarını umursamıyor ancak bunu diğerine iletemiyor. Diğeri ise, yarını düşünmek konusunda haklı, fakat bugünü yaşayamıyor. Kendi söylediği şeyin gürültüsü o kadar yüksek ki, o da diğerini duymuyor. Daha da ilginç olanı, birbirlerini görüyorlar, söylediklerini karşısındakinin duyduğunu zannediyorlar, ancak bir şeylerin değişmediğini anlıyor ve sonra da bundan şikayet ediyorlar. Bununla beraber, bu yaşam biçimlerinin devamının, kendi yansımaları olduğunu da hiç fark etmiyorlar. Fark etmek için, önce zihnimizin içinden geçen sesleri, önyargılarımızı, keşkelerimizi, imkânsızlarımızı, ama öyle olmaz kileri, böyle gelmiş, böyle giderleri, bu böyle olmalıları ve daha bir çok şeyi susturmamız gerekmektedir. Daha sonra, ağzımızdan çıkan veya çıkmayan şeyleri, ne anlama geldiklerini, başkaları üzerinde nasıl bir etki bıraktığını, bunları nasıl söylediğimizi bilmemiz gerekir. Yaşamın kendi yansımamız olduğunu bildiğimiz noktada, kendi istediğimiz yaşam için sorumluluk almaya başlayabiliriz. Görevlerimizi, mecburiyet olarak değil sorumluluk bilinci içinde gerçekleştirebiliriz. Anne-Babalık görevi değil, anne-babalık sorumluluğu alabiliriz; devlet dairesinde memur olma görevini yapmak yerine, devletin bir parçası olma sorumluluğunu edinebiliriz; vatandaşlık görevi yapmak yerine, vatandaşlık sorumluluğunu alabiliriz; yaşamak görevi yerine, sorumlu ancak özgür yaşamayı seçebiliriz. Belki de fark etmemiz gereken şey sorumluğun özgürlük getirdiği, özgürlüğün ise mutluluğun en temel anahtarlarından birisi olduğu… Sağlıcakla ve sevgiyle kalın. Murat SOYSALAN

#özgürleşme #sorumlulukalma #Hedeflereulaşmak #Başarı #İşyaşamındabaşarı #kişiselgelişim

9 görüntüleme