Paraya Tapıyorumda Ya Para Bana Tapıyorsa


Şimdi hayal dünyanızı serbest bırakın ve aşağıdaki özellikleri barındıran bir toplumda yaşadığınızı hayal ediniz… Rüşvet verilmeden herhangi bir işinizi yaptıramıyorsunuz, Devlet içinde herhangi bir işinizin yürümesi mümkün değil çünkü komisyon ödemeden yetkili kişi yerinden kıpırdamıyor, Hatırı sayılır para sahibi olan kişiler baskı kurarak daha çok sözünü dinletiyor ve toplum tarafından yalancı bir itibar kazanıyor, Alacak-verecek davaları yüzünden insanlar birbirlerini rahatça öldürebiliyor, Bir iş sahibi çalışanının hakkını gasp edip cebine koymayı hak görebiliyor, İnsanlar vergisini ödemeyip kaçırıyor, zenginleşiyor o parayla mal mülk ediniyorlar, Mülk sahibi olmak için ev aradığınızda anormal satış fiyatlarıyla karşılaşıyorsunuz, bu evleri kimin alabildiğini öğrendiğinizde ranttan zengin olmayı başarmış ve kaynağı karanlık insanların olduğunu anlıyorsunuz, Parayı nereden kazandığı belli olmayan züppelerin rüyaları süsleyen tatilleri ve şaşalı hayatı sürekli gündemde tutuluyor, Siyasi güçlere yakın duran kişiler kısa sürede zenginleşiyor ve "Beyefendi" mertebesine ulaşıyor, Bir şekilde para ve mevki kazanan insanlar ya eşlerini boşuyorlar veya sıra sıra sevgili değiştiriyorlar, Çocuklar ve gençler birbirleriyle fikir alış verişi, duygusal paylaşıma dayalı insani iletişim kurmak yerine kimin hangi marka giydiği ile ilgileniyorlar, Para, mevki, rant uğruna gazeteciler inandıkları fikirlerinden, etikten, toplumsal yarardan vazgeçiyorlar, En temel hizmet olan sağlık hizmetine dünya kadar para ödemeden ulaşamayacağınızın farkındasınız, Parayla sürekli tüketim körükleniyor, üretim için yatırım yapanlara veya ar-ge çalışmalarına kaynak yaratanlarına "salak" muamelesi yapılıyor, Her an aldığınız üründen veya hizmetten kazık yiyeceğim endişesi içindesiniz ve toplum içinde birbirinize güvenmiyorsunuz, Çabucak zengin olacağım diye kumar ve şans oyunlarına bel bağlıyorsunuz, Parayı düğünlerde saçılacak veya alnınıza koyup göbek atacak görgüsüzlük aracı olarak kullanıyorsunuz, Sevgiyi, kıymetli olmayı parayla veya size alınan "değerli" hediyelerle ölçüyorsunuz, En kutsal dini, manevi ve toplumsal değerleriniz sadece paraya sahip olmak için rahatlıkla sömürülebiliyor, Sizi yönetmekle görevli olan veya seçtiğiniz kişilere 'Bal tutan parmağını yalar ' diyerek veya 'Yiyor ama işte yapıyor' diyerek müsamaha gösteriyorsunuz, Paraya ne şekilde sahip olduğunuz değil sadece sahip olup olmadığınız önemli, Hayal edebildiniz mi bilmiyorum? Herhalde böyle bir toplumda yaşasaydınız (!) kaçınılmaz bir şekilde paraya bilinçli veya bilinçaltı düzeyde lanet okurdunuz. Bir türlü zenginleşemeyen toplumlarda parayla insanların arasındaki ilişkinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yani insanların para hakkındaki düşünceleri, inançları onların zenginleşmeleri daha doğrusu verimli ve kalıcı iş yapabilmeleri tümüyle buna bağlıdır. Dolayısıyla doğru şekilde markalaşamayan insanlar, şirketler, organizasyonlar, toplumlar ve ülkeler parayla olan ilişkisini sağlıklı olarak düzenleyemeyenlerdir. Çevremizde gördüğümüz, algıladığımız olaylar, küçüklükten beri bize verilen telkinler para hakkında olumlu ve geliştirici bir düşünsel zihinsel şema oluşturamadığımızı göstermektedir. Bu bilinçaltı şemalara göre hayatımızı şekillendirdiğimize göre elde ettiğimiz sonuçlar da buna göre olmaktadır.

Paranın amaç mı yoksa araç mı olduğu hep tartışılır. Bu tartışmaya girmek yerine yukarıdaki örneklerde gördüğümüz gibi ister amaç ister araç olsun her iki türlü de ona karşı lanet okumayı sürdürüyoruz. Çünkü parayla bu tür bir ilişkiyi insani özbenliğimiz tümüyle reddetmektedir. Böylece bilinçaltı para kavramının gayri insani olduğuna dair bir kayıt oluşturmakta ve sağlıklı olarak para kazanamamakta veya elimizde tutamamaktayız. Parayı tapılacak hale getiriyor ve sonuçta paranın bize tapındığı yüksek egolu bireyler haline dönüşüveriyoruz. Öyle ya, biz olmasak para tek başına ne anlam ifade eder ki? Tüm bunlardan sonra da başımıza gelen parayla ilgili rezilliklere hayıflanıyoruz. Parayı yeniden sevmeyi bilmeliyiz tabi ki patolojik olarak değil. Onu ürettiğimiz, yaşama kattığımız ve sonuna kadar hak ettiklerimizin aracı olarak görmeliyiz. Belki böylece huzura kavuşabiliriz… Sevgiyle kalın Murat SOYSALAN

#para #parakazanmak #finansaldenge #bilinçaltıinançlar #çekirdekinançlar

4 görüntüleme