AŞK ÇELİŞKİSİ

Sevmeyi bilmiyorsan yok sana sözüm

Bu kalp sana yanar bir çift gözüm

Sensiz yaşamda yoktur gönlüm

Tutkunun içinde aşkı veya aşkın içinde tutkuyu yaşayan insan…

Tüm yazılan şarkılar neredeyse aşk üzerine, aşk filmleri her zaman çok izleniyor. Aşk, her yerde dilimize yapışmış, zihnimize mühürlenmiş durumda. Daima ne olduğu, nasıl oluştuğu tartışılan bu güçlü duygu yoğunluğu, özünde bir çelişkiler kümesi…

Aşk hem çok iyi hissettirdiği için insanların sürekli aradığı, hem de yaşattığı acı sebebiyle insanların bir daha yaklaşmak istemedikleri bir durum. Aşk, insanın acısından bile zevk alabildiği, bu acıya tutunarak yaşamayı tercih edebildiği çok güçlü bir duygu durumu.

Aşkı sıfatlandıralım;

Platonik, umutsuz, tutkulu, derinlemesine, ölümüne, bencil, şımartan, sessiz yaşanan, çığlıklar attıran, uykusuz bırakan, heyecanlandıran, depresyona sokan, bağımlılık yapan, dikkati dağıtan, hayallere kaptıran, işten güçten koparan, çok kıskandıran, gerçeklerden koparan, ayakları yerden kesen, delilik yaptıran, hezeyanlara kaptıran, düşüncelere sevk eden, yemekten içmekten alıkoyan, kelebekler uçurtan, gözünü kör eden, şarkılar söyleten, dans ettiren, yaşamdan koparan, yaratıcılığı besleyen…

Ne muhteşem güç ki, tüm bunları yaptırabiliyor. Aynı ilişki içinde, birbirine tamamıyla zıt duygu değişimlerini yaratabilen bir sihir. Nefretle aynı frekansta yaşanıyor varoluştan beri…

Aşktaki birbirine bağlanmayı sağlayan, koşulsuz kabullenmeyi öğreten ve mantık denen dengeleyici, çoğu zaman da örseleyici yönün engellerini ortadan kaldıran bu tutkunluk hali, dualitenin bir ucudur.

Yaralayıcı olan, özellikle reddedildiğinde, ulaşılamadığında veya karşılıksız olduğunda ortaya çıkan delilik veya depresyon hali de, dualitenin diğer ucudur.

Farkında olmasak da, dualite yani zıtlıkların enerjisi, insanı yaşamda diri tutan yegane kaynaktır. Bu şekilde, hayatı anlamlandırır, yaşadığımızı anlar, harekete geçer veya bir şeylerden kaçar hale geliriz. Aşk çelişkisi içinde ise, bu durumu çok daha güçlü yaşarız.

Yaşanamayan, efsaneleşen veya çok kısa süreli, taşkın duyguların yaşandığı aşk hikayeleri daha anlamlı, daha büyülü gelir. Oysa gerçekten doya doya yaşanabilen, korkmadan kalıcı sevgiyle bütünlenebilen her aşk çok daha kıymetlidir. Zaman zaman küllense de, içinde kor ateş olan aşkı, yeniden alevlendirebilenler ise, gerçek aşkı ömür boyu deneyimleyenlerdir.

Belki de aşkı, paylaşılan sevgi ve zaman zaman ateşlenmesi gereken bir duygu olarak kabul etmeliyiz. Bunu sürdürebilmek, değerli kılmak için, mantıklı yönümüzü burada devreye sokmalı, aşk duygusunun muhteşem yaratıcı ve hayata anlam katıcı yönünü çok daha fazla beslemeliyiz.

Hayatı aşk coşkusuyla yaşamanız dileğiyle, sevgiyle kalın.


14 görüntüleme