KENDİNİ YÖNETEN DÜNYAYI YÖNETİR.

Kendini yöneten dünyayı yönetir - Platon

Büyük filozofun tek bir cümleyle özetlediği beceri, insanlığın en büyük açmazlarından birisi. Gerçekten hiç düşündünüz mü, insanlar kendini tanımak-tanımlamak, doğru yönlendirmek, akıllıca seçimler yapmak konusunda neden bu kadar zayıf? İç dünyamızı; inançlarımızı, değerlerimizi, sabotajcılarımızı, güçlü ve zayıf yönlerimizi ortaya çıkarmak, dış dünyada neler olup bittiğini doğru anlamak, başkaları tarafından nasıl algılandığımızı keşfetmek ve bilmediğimiz şeyleri öğrenerek yaşamı zenginleştirmek konusunda neden bu kadar tembeliz?

Tüm bu soruların cevabı, insanın kendi potansiyeline aykırı yaşamasında gizlidir. Bir çok kişi aslında kendi gücünün farkına zaman zaman varır. İnsanların hayatında her şeyin çok zor olduğu bazı durumlar vardır. Çözülemeyen sorunlar, sorumluluk alınması gereken olaylar, stresin yoğun yaşandığı ortamlar… Bunu yaşayan kişiler kısa bir sürede, bir şekilde çözümleri buluverir , kimi zaman Tanrı yardımcı olur, kimi zaman hızır yetişir, kimi zaman düğüm kendiliğinden çözülüverir.

Çoğu kişi, çözümü yaratanın kendisi olduğunu kavramasına rağmen, o potansiyeline odaklanmaz, yok sayar ve üzerine gitmez. Kendi gücünden, değişimi yaratmaya muktedir yönünden korkar ve geri çekilir. Korkusunun asıl sebebi, onu kontrol edemezse, başına geleceklerle ilgilidir. Potansiyelini açığa çıkarması, rahatlık alanını terk ederek, yeni bir düzeye çıkması anlamını taşır. Orada, artık ilişki düzeyleri ve çevre değişmiş, maddi güç artmış, kendi bildiği, alıştığı dünya yerine, yepyeni bir dünyaya adım atmış, yeni mecburiyetleri oluşmuştur ve burası ürkütücüdür.

Dünyayı değiştirmek ve bir anlamda yönlendirmek; yeni keşifler yapmak, yeni siyasi düzen oluşturmak, maddi olarak güçlenmek, çok daha konforlu bir yaşam inşa etmek, doğal dengesiyle uyumlu bir çevre yaratmak, insanlara liderlik yaparak ilerlemelerine öncülük etmek gibi bir çok yolla gerçekleşebilir.

Bu değişimi tetikleyenler, ortalama olarak nüfusun yüzde beşine tekabül etmektedir. Yüzde doksan beşi ise, onları takip etmektedir. İlginç olan; değişimin olumlu ve olumsuz yönü de aynı şekilde gerçekleşebilmektedir. Yani kendi becerilerini olumsuz yönde geliştirerek yönetme becerisine sahip kişiler, diğerlerini de peşinden sürükleyerek negatif bir çekim alanı oluşturabilmektedir. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Olumlu olarak değişimi yaratanlar ise, dünyanın teknolojik ve toplumsal olarak ilerlemesini sağlayanlardır. İronik olan ise, dualitenin yarattığı varoluşsal gerçektir. Yani insanlık, kötü deneyimleri yaşayıp, bundan bir şeyler öğrenerek, hızlı adımlarla ilerlemeyi başarabilmiştir.  Savaşlardan çıkardığı sonuçlara bağlı olarak, barışı koruyacak enstrümanları geliştirmiştir. Radikal din algısının oluşturduğu karanlığı yaşayarak, aydınlanmayı başarmıştır. Başarısızlık için aldığı risklerin karşılığında, başarının nasıl gerçekleşebileceğini öğrenmiştir.

Bu bağlamda kendini yönetmek, insanın içindeki dualiteyi kavraması, bundan dersler çıkarması ve daima ileriye bakarak, yeni bir düzeyi kabul etmesi, değişime açık olmasıyla bağlantılıdır. Kendi potansiyelinden korkmak yerine, onu doğru şekilde kullanabileceğine dair inanç geliştirmesiyle de pekişecektir.

Her şey gönlünüzce olsun, sevgiyle kalın.


0 görüntüleme