Pazartesi Sendromu, Cuma Kaçışı


Geçenlerde radyoyu dinlerken dj şöyle bir anons yaptı; "Bugün Cuma haftanın son iş günü, artık hafta sonu tatili için son birkaç saat, iş stresinizden kurtulmak için hafta sonu programlarınızı yapmaya başlayabilirsiniz." Ardından hafta sonuna hazırlık amacıyla enerjik müzikleri arka arkaya çalmaya başladı. Yine aynı radyoda başka bir sunucu Pazartesi günü için faklı bir söylemde bulunuyordu; "Pazartesi sendromundan kurtulmak için doğru yerdesiniz, haftanın bu ilk günü hafta sonundan sonra işinize adapte olmak için sizinleyiz." Radyo sunucuları, genelde kendileri için çok doğru olduğunu düşündükleri konulara değiniyor ve böylece kitleleri ile aralarında empatik bir bağ kurmaya, motive edici çözümler sunmaya çalışıyorlardı. Ancak verdikleri mesajla onlar için iyi bir şey yaptıklarını düşünürken aslında dinleyicilerinin yaşam başarılarına ne kadar zarar verdiklerinin farkında değillerdi. Bu konu bana; iş yaşamına nasıl baktığımızı, kendimiz için ne kadar uygun meşguliyetler içerisinde zamanımızı geçirdiğimizi gözler önüne sermesi açısından çok dikkat çekici geldi. İş yaşamı gerçekten bu kadar nefret edilmesi ve kaçılması gereken bir alan mıdır? Neden Pazartesileri sendrom yaşamak ve Cumaları kaçar gibi iş yerinden uzaklaşmak durumundayız? Bence burada ters giden bir şeyler var. Sizce de olmalı! İnsanlarımızın çoğu işi kendilerini gerçekleştirdikleri bir alan olarak değil mecburiyetlerin yaşandığı bir yer olarak görüyor. Sonuçta işini sevmeden yapıyor. Bir kısmı işinden kazandığı paradan şikayetçi, böylece tatmin olamıyor. Bir kısmı iş yerinde astları, üstleri veya aynı düzeyde çalıştığı kişilerle sağlıklı iletişim kuramıyor, kimisi verimli olarak nasıl çalışacağını bilemiyor, ürettiğinden haz almıyor, kimisi dinlenmeyi bilmiyor ve hep yorgun oluyor… Anlayacağınız sebep çok…Toplumda herkesin sebebi çok olunca iş dünyamız kaçılması gereken huzursuzluk kaynağı bir yer anlamı taşımaya başlıyor. İşle ilgili sıkıntıyı bir çok kişi yaşayabilir, ancak bunu sürekli olarak insanların birbirine hatırlatmasının kimseye bir faydası yoktur. Aksine bu söylemler işle ilgili memnuniyetsizliğimizi pekiştirmekten ve sürekli şikayet etmekten, daha doğrusu şikayet etme alışkanlığı oluşturmaktan başka bir işe yaramaz. İş üretmek demektir, kendin, çevren ve insanlık için katkı yaptığın yer orasıdır. Yaşamda var olma bilincini yaşadığın yegane yer ürettiğin yerdir. Ürettiğinin bilincinde değilsen ve üretmekten haz almıyorsan, insanca yaşamayı bilmiyorsun demektir. Elbette işini sevmeme hakkın var ancak bunun için

gereken sorumluluğu almıyorsan bu kaçışlarla çözülemez. Çözüm için gerçekten kendini temsil eden işi bulabilirsin, işini sürdürmek istiyorsan ortamını iyileştirmek için çaba harcayabilirsin, şikayet ettiğin her ne ise üzerine gidebilir ve hayatının çok büyük bölümünü kaplayan bu alanı keyif ve verimlilik dünyasına çevirebilirsin. Bunun için içindeki pozitif sesleri duyarak başlayabilir, sadece olumlu duygulara izin verebilir ve hayatını üretmekten elde ettiğin katma değeri imgeleyerek nasıl geçireceğini hayal edebilirsin. Böylece hafta sonu, hafta içi demeden yaşamın her anını aynı pozitif motivasyonla geçirebilirsin. Çünkü bunu hak ediyorsun. Öyleyse hep beraber bize gereksiz sendromları ve kaçışları hatırlatan söylemlere kulaklarımızı tıkayalım, gerekirse onları protesto edelim, yaşamı her yönüyle sevdiğimizi ve üretmekten duyduğumuz mutluluğu haykıralım. Sevgiyle kalın Murat Soysalan

#sorumlulukalma #özgürleşme #Değişim #Pazartesisendromu #Yaşamdabaşarı #Düşünceningücü #değişim

Tanıtılan Yazılar
Yazılar Çok Yakında Burada
Sıkı durun...
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square