“AN”DA KALABİLMEK

Yaşamın toplam kalitesi yaşadığımız mutlu anların toplamına bağlıdır.

Aklım yaptığım işte değil.

Yine dağıldım.

Rahat bir nefes bile alamıyorum.

Koptum yine.

Ah, neydi o güzel günler.

Her şey daha kötüye gidecek.

Bu ve benzeri cümleleri söylüyor veya etrafınızda duyuyor musunuz? En çok yakındığımız şeyler, aslında hayatın içinde yuvarlandığımız hissinin yansımasından ibarettir. Yani kendimizi, bize biçilen rolün içinde, sürekli benzeri şeyleri yaşayan birileri gibi hissedebiliyoruz.  Bu durum , bizi anda kalabilmekten koparıyor.

       Anda kalmazsak yaşadığımızı hissedemiyoruz, zaman ya bizim önümüzde ya da arkamızda. Ya geçmişin pişmanlıklarında kayboluyoruz ya da geçmiş güzel günlerle kendimizi avutmaya çalışan fantezilere dalıyoruz. Bazen de gelecek kaygısından veya korkusundan atalet içine düşüyoruz, bazen de şu an bir şey yapmaktansa geleceğin daha iyi olacağına dair beklentilerle veya boş heveslerle zamanımızı ve kendimizi heba ediyoruz.

        Oysa anda kalmak tam anlamıyla ruhen, zihnen, bedenen ve duygusal olarak anda kalmayı gerektirir. Tüm mutluluk, huzur, deneyimleme, öğrenme ve verimliliğin kaynağı orasıdır. Buna en güzel örnek oyuncağıyla oynayan bir çocuktur. Çocuk o oyuncakla özdeşleşir, onunla bir çok şeyi dener. Merak eder, onu inceler, bazen içini açıp kurcalamaya, nasıl çalıştığını keşfetmeye çalışır. Bunu yaparken mutlu bir heyecanı vardır. Daha sonra o deneyimi yeterince yaşadığını düşündüğünde ilgisini çeken başka bir şeye benzeri duyguları yaşamak üzere yönelir.

        Okula başlayan çocuk, çok büyük ihtimalle eğitim sistemi buna yeterince izin vermediği için kendi merakını ve anda kalma dürtüsünü cezbetmeyen bir çok şeyle ve gerekli/gereksiz bir çok kuralla karşılaştığı için anın güzelliğini yaşama duygusundan gittikçe uzaklaşır. Kıyaslama, yarışma, sınava endeksli öğrenim modeli, gerekliliği izah edilemeyen beklentileri çocuklara zorlamak….ve daha bir çok sebeple gittikçe kendinden, zamandan ve andan kopan bir birey haline geliverir.

     Geçmiş geçmişte kalmıştır ve gelecek ise atidir, belirsizdir. Yani elimizde olan tek şey bu andır. Anda kalmak aklına estiği gibi yaşamak değil, tam aksine o anda ne yapman gerekiyorsa onu tam, doya doya, eksiksiz, yaşayarak, keyif alarak, deneyimleyerek, öğrenerek yapmak anlamı taşır. Yaptığın şey işinle, ailenle, kişisel gelişiminle, eğlencenle ve hobilerinle ilgili olabilir.

•             Eğer müzik dinliyorsan, en iyi şekilde dinle, içindeki melodileri duy, sözleri hisset, onunla sallan veya dans et.

•             Bahçeyle ilgileniyorsan, doğanın renklerini ve ton farklılıklarını fark et, biçilen çimin veya budanan ağacın  kokusunu algıla, esen rüzgarın hışıltısını duy.

•             Yemek yapıyorsan, nimetleri sunduğu için yaratıcı güce teşekkür ederek her bir parçanın adım adım birleşimiyle oluşacak mükemmel ahengi hayal et, kokusunu içine çek, kendin için veya başkalarıyla paylaşacağın mutlu bir anın aracı olacağı için sevgiyi içine kat.

•             İşini yaparken bu işin kendin, ailen ve başkaları için yarattığı katma değeri fark ederek en iyisi için uğraşmaya çalış, her günü mükemmel bir deneyimin parçası olarak bütüne yaptığın katkıyı hisset.

Her yaptığınız şeyi, başkalarını alt etmek için değil kendi en iyinizi gerçekleştirmek için yapmayı bir ilke haline getirirseniz; anda kalmak sizin için çok daha anlamlı hale gelecektir.  Geçmiş ve geleceğe ait olumlu-olumsuz duyguları ve düşünceleri, anı yaşamak için bir araç olarak kullanırsanız, anı en iyi şekilde yaşamayı başarabilirsiniz.

Sevgiyle ve "an"da kalın.

Tanıtılan Yazılar
Yazılar Çok Yakında Burada
Sıkı durun...
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square