KAÇMAK, DONMAK YA DA SAVAŞMAK

Bir ateş çemberinin içinde kalan akrep, kendi kendini sokarak öldürür. Bu davranış modeli, ilkel canlıların, çaresiz kaldıklarında, otomatik olarak geliştirdikleri bir takım davranış kalıplarının, zihinsel kayıtlarına kodlanmış olduğunun bir göstergesidir. İnsan ise, bir yangın ortasında kalsa, kaçmaya, alevlerden kurtulmanın yollarını aramaya yönelecektir. Bir şey yapmazsa öleceğini bilecek, hayatta kalmaya çalışacaktır. Böyle ölümcül tehlikelere karşı yaşama tutunmaya çalışan insan, kendini sıkıntıya sokan daha hafif tehditlere karşı ise, çaresiz olduğunu düşünerek, duruma boyun eğerek yaşamayı tercih edebilmektedir.

Yaşam içinde ilişkiler, iş-kariyer, sağlık, sosyal problemler ve benzerleriyle ilgili, sürekli değişik durumlar yaşamakta, kararlar almakta ve adımlar atmaktayız. İçinde bulunduğumuz olaylar, bir şekilde bizi tehdit eden etkiler de oluşturmaktadır. Bu tehdit karşısında, ya sorumluluk almayıp/alamayıp kaçmayı veya yok saymayı, yani dona kalıp seyirci olmayı tercih edebiliyoruz. Bu durum, aynı olay üzerinde veya farklı durumlarda sürekli tekrar etmeye başladığında ise, çaresizlik içine hapsoluyoruz.

Örneğin; iş yerinizde mobinge maruz kalıyor ve size haksızlık yapıldığını düşünüyorsunuz. Bu durum, az veya çok, hayatınızda süregidiyor. Sonuçta stresi bir süre tolere etmeye çalışıyor veya yok sayıyorsunuz, bu kaçış fenomeni stres katsayınızı artırdığında ise bu durumdan sıyrılmak istiyorsunuz. Yani savaşmalı ve durumu reddederek bir çözüm üretmelisiniz. Fakat işinizi kaybetme tehlikeniz olduğunu ve finansal açıdan bunu kaldıramayacağınızı fark ettiğinizde ise kendinizi tekrar çaresizlik çemberinin içine sokuyorsunuz. Bu kısır döngü ise muhtemelen içinizde biriken negatif enerjinin bedeninize yansımasıyla fiziksel veya ruhsal hastalıklara dönüşebiliyor.

Hiçbir şey yoktan var olmaz ve vardan yok olmaz. İnsanın jeneratör olarak ürettiği negatif veya pozitif enerji de bir yerlere akacaktır. Çaresizliğin yaratacağı negatif enerjiyi, değiştirmek kişinin elindedir. Birey bilinçli iradi gücünü kullanarak içindeki negatif sarmalı pozitif olanla yer değiştirebilir, kızgınlık, öfke, çaresizlik duygularını irade, itiraz ve çözüm odaklılığa çevirerek yeni seçenekleri hayatına katabilir.

İnsan çaresizlik duygusunu kabul edip sarmalın içinde ne kadar uzun süre kalırsa, çözümleri görmekte de o kadar zorlanır. Bu nedenle farkındalığı kullanıp etrafımızda ateş çemberinin oluşmasına izin vermeden esnek ve çözüm odaklı olunmalıdır. Mutlaka bir çare olduğunu, farklı seçenekler bulunduğunu daima hatırlamak gerekir.

Yaşamın içinde bir yerden, diğer tarafa savrulmayı önlemek, koşullara esir olmak yerine çözümlere odaklanmak ruhsal özgürlüğü, özgüveni ve özdeğeri pekiştirir. İnsan, düşünen ve çareler bulabilen yetilere sahip olduğunu, diğer canlılardan farklı olduğunu daima hatırlamalıdır.

Sevgiyle kalın


Tanıtılan Yazılar
Yazılar Çok Yakında Burada
Sıkı durun...
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square